SINAV STRESİYLE BAŞA ÇIKMA STRATEJİSİ: DUYGUSAL DAYANIKLILIK
Sınav dönemleri, sadece bilginizin değil, aynı zamanda duygusal kapasitenizin de test edildiği süreçlerdir. Masanın başındayken kalbinizin hızla çarpması veya "Ya yapamazsam?" düşüncesinin zihninizde yankılanması aslında vücudunuzun size bir mesajıdır. Peki, bu mesajı bir engel değil de bir yakıt olarak kullanabilir misiniz? İşte burada devreye “duygusal dayanıklılık” giriyor. Sınav stresi, genellikle bilginin yetersizliğinden değil, belirsizliğin ve beklentilerin yarattığı duygusal yükten kaynaklanır. Az miktarda stres odaklanmayı artırırken, aşırı stres performansı bloke eder.
Duygusal Dayanıklılık (Resilience) Nedir?
Dayanıklılık, zorluklar karşısında hiç sarsılmamak değil, sarsıldıktan sonra hızla eski formuna dönebilme becerisidir. İşin güzel yanı ise resilience doğuştan gelen bir şey değildir ve tıpkı bir kas gibi geliştirilebilir. Peki duygusal dayanıklılık nasıl arttırılır?
Öncelikle felaketleştirme tuzağından kaçının. Bir deneme sınavında netlerinizin kötü gelmiş olması sizin o anki performansınızı temsil eder. Sınav süreci bir bütündür ve tek bir deneme ile sınav performansınızı göstermez. Resilience yüksek olan bir zihin için, net skoru kötü gelmiş bir deneme stratejidir. Bu sayede eksiğini görür ve kapatmaya çalışır. Asla başaramayacağını düşünmek bir bilişsel hatadır ve stresinizi arttırarak ilerleyen zamanlardaki başarınızı da ketler.
Diğer önemli husus ise kontrol edemeyeceğiniz alanda kaygılanmanızdır. Stresin en büyük kaynağı, kontrol edemeyeceğiniz alanlara (sınav sorularının zorluğu, diğer adayların başarısı) odaklanmaktır. Enerjinizi sadece kontrol edebileceğiniz şeye yönlendirin: Bugünkü çalışma saatiniz ve çalışma kaliteniz. Kontrol edebildiğiniz alana odaklandığınızda, belirsizliğin yarattığı kaygı azalmaya başlar. Yapabileceğiniz ve kontrol edebileceğiniz alanda kalmanız, bilişsel yükünüzü de azaltacağı için daha verimli çalışmanıza olanak sağlayacaktır.
Büyük hedefler bazen korkutucu bir dağ gibi görünebilir. Dağın zirvesine bakmak yerine, sadece önünüzdeki bir sonraki adıma odaklanın.Burada hedefinizden uzaklaşın ya da vazgeçin demiyorum ama en azından küçük zaferlerden memnun olursanız büyük zafer kaçınılmaz olacaktır. Bitirdiğiniz her konu, çözdüğünüz her test küçük bir zaferdir. Bu küçük başarılar beyninizdeki ödül mekanizmasını tetikleyerek ve dopamin salınımını artırarak motivasyonunuzu taze tutar.
Stres Anında Yapılabilecekler
Stres anında rahatlatacak iki teknikten bahsetmek istiyorum. Bu iki tekniği hem deneme/ sınav anında hem de kaygılandığınız herhangi bir zamanda uygulayabilirsiniz.
İlki Kutu Nefesi Tekniğidir. 4 saniye nefes al, 4 saniye nefesi tut, 4 saniyede nefesi ver ve 4 saniye nefes alma şeklindedir. İlla saniye tutmak zorunda değilsiniz parmak hesabıyla da birim tutabilirsiniz. Örneğin 4 parmağı sırayla kaldırınca 4 birim oldu şeklinde. Bu nefes tekniği parasempatik sinir sistemini harekete geçirir çünkü Vagus siniri uyarılır. Bu sayede de stresinizde fark edilir bir azalma olur. (Farklı nefes egzersizleri de deneyebilirsiniz.)
Bir hata yaptığınızda veya bir deneme sınavınız kötü geçtiğinde kendinize bir dostunuza yaklaştığınız gibi yaklaşın. Kendinizi acımasızca eleştirmek, öğrenme merkezlerini kapatır. Kendinizi acımasızca eleştirmek yerine daha iyi olması için ne yapabilirim demek de duygusal dayanıklılığın bir parçasıdır.
Topraklama (5-4-3-2-1): O anda odada gördüğünüz 5 nesne, duyduğunuz 4 ses, dokunduğunuz 3 doku gibi duyusal uyaranlara odaklanarak zihni gelecek kaygısından şimdiye çekin. Özellikle yoğun kaygı yaşadığınız anda şimdiye dönmek için oldukça etkilidir.
Son olarak duygusal dayanıklılık, sınav sonucundan bağımsız olarak size hayat boyu eşlik edecek bir beceridir. Sınav yaklaştıkça kendinizi harap etmek yerine işinize yarayacak miktarda stres ile ne yapabileceğinize bakın. Sınav sürecinde olan tüm adaylara başarılar diliyorum. Duygusal dayanıklılık ile ilgili merak ettiklerinizi sorabilirsiniz.
Sınav dönemleri, sadece bilginizin değil, aynı zamanda duygusal kapasitenizin de test edildiği süreçlerdir. Masanın başındayken kalbinizin hızla çarpması veya "Ya yapamazsam?" düşüncesinin zihninizde yankılanması aslında vücudunuzun size bir mesajıdır. Peki, bu mesajı bir engel değil de bir yakıt olarak kullanabilir misiniz? İşte burada devreye “duygusal dayanıklılık” giriyor. Sınav stresi, genellikle bilginin yetersizliğinden değil, belirsizliğin ve beklentilerin yarattığı duygusal yükten kaynaklanır. Az miktarda stres odaklanmayı artırırken, aşırı stres performansı bloke eder.
Duygusal Dayanıklılık (Resilience) Nedir?
Dayanıklılık, zorluklar karşısında hiç sarsılmamak değil, sarsıldıktan sonra hızla eski formuna dönebilme becerisidir. İşin güzel yanı ise resilience doğuştan gelen bir şey değildir ve tıpkı bir kas gibi geliştirilebilir. Peki duygusal dayanıklılık nasıl arttırılır?
Öncelikle felaketleştirme tuzağından kaçının. Bir deneme sınavında netlerinizin kötü gelmiş olması sizin o anki performansınızı temsil eder. Sınav süreci bir bütündür ve tek bir deneme ile sınav performansınızı göstermez. Resilience yüksek olan bir zihin için, net skoru kötü gelmiş bir deneme stratejidir. Bu sayede eksiğini görür ve kapatmaya çalışır. Asla başaramayacağını düşünmek bir bilişsel hatadır ve stresinizi arttırarak ilerleyen zamanlardaki başarınızı da ketler.
Diğer önemli husus ise kontrol edemeyeceğiniz alanda kaygılanmanızdır. Stresin en büyük kaynağı, kontrol edemeyeceğiniz alanlara (sınav sorularının zorluğu, diğer adayların başarısı) odaklanmaktır. Enerjinizi sadece kontrol edebileceğiniz şeye yönlendirin: Bugünkü çalışma saatiniz ve çalışma kaliteniz. Kontrol edebildiğiniz alana odaklandığınızda, belirsizliğin yarattığı kaygı azalmaya başlar. Yapabileceğiniz ve kontrol edebileceğiniz alanda kalmanız, bilişsel yükünüzü de azaltacağı için daha verimli çalışmanıza olanak sağlayacaktır.
Büyük hedefler bazen korkutucu bir dağ gibi görünebilir. Dağın zirvesine bakmak yerine, sadece önünüzdeki bir sonraki adıma odaklanın.Burada hedefinizden uzaklaşın ya da vazgeçin demiyorum ama en azından küçük zaferlerden memnun olursanız büyük zafer kaçınılmaz olacaktır. Bitirdiğiniz her konu, çözdüğünüz her test küçük bir zaferdir. Bu küçük başarılar beyninizdeki ödül mekanizmasını tetikleyerek ve dopamin salınımını artırarak motivasyonunuzu taze tutar.
Stres Anında Yapılabilecekler
Stres anında rahatlatacak iki teknikten bahsetmek istiyorum. Bu iki tekniği hem deneme/ sınav anında hem de kaygılandığınız herhangi bir zamanda uygulayabilirsiniz.
İlki Kutu Nefesi Tekniğidir. 4 saniye nefes al, 4 saniye nefesi tut, 4 saniyede nefesi ver ve 4 saniye nefes alma şeklindedir. İlla saniye tutmak zorunda değilsiniz parmak hesabıyla da birim tutabilirsiniz. Örneğin 4 parmağı sırayla kaldırınca 4 birim oldu şeklinde. Bu nefes tekniği parasempatik sinir sistemini harekete geçirir çünkü Vagus siniri uyarılır. Bu sayede de stresinizde fark edilir bir azalma olur. (Farklı nefes egzersizleri de deneyebilirsiniz.)
Bir hata yaptığınızda veya bir deneme sınavınız kötü geçtiğinde kendinize bir dostunuza yaklaştığınız gibi yaklaşın. Kendinizi acımasızca eleştirmek, öğrenme merkezlerini kapatır. Kendinizi acımasızca eleştirmek yerine daha iyi olması için ne yapabilirim demek de duygusal dayanıklılığın bir parçasıdır.
Topraklama (5-4-3-2-1): O anda odada gördüğünüz 5 nesne, duyduğunuz 4 ses, dokunduğunuz 3 doku gibi duyusal uyaranlara odaklanarak zihni gelecek kaygısından şimdiye çekin. Özellikle yoğun kaygı yaşadığınız anda şimdiye dönmek için oldukça etkilidir.
Son olarak duygusal dayanıklılık, sınav sonucundan bağımsız olarak size hayat boyu eşlik edecek bir beceridir. Sınav yaklaştıkça kendinizi harap etmek yerine işinize yarayacak miktarda stres ile ne yapabileceğinize bakın. Sınav sürecinde olan tüm adaylara başarılar diliyorum. Duygusal dayanıklılık ile ilgili merak ettiklerinizi sorabilirsiniz.